Zoom, kurumsal iletişim süreçlerinde oluşan konuşmaları şirketlerin iç bilgi kaynaklarıyla ilişkilendirmek amacıyla Unified Context Layer adlı yeni katmanını duyurdu. Zoomtopia müşteri konferansında tanıtılan sistem, toplantı geçmişlerini ilgili belgelerle, verilerle üçüncü taraf uygulamalardaki güncel faaliyetlerle araya getirecek. Şirket, yeni altyapıyla kurumsal yapay zekâ araçlarının iş süreçlerini daha iyi anlamasını, görüşmelerden elde edilen bilgilerin somut görevlere dönüşmesini hedefliyor.
Zoom, Kurumsal Bilgileri Ortak Bağlamda Birleştirmeyi HedefliyorZoom’un yeni yaklaşımı, şirket içindeki iletişim kanallarıyla operasyonel veriler arasında oluşan kopukluğu azaltmaya odaklanıyor. Kurumlarda toplantılar, ekip görüşmeleri birebir konuşmalar sırasında önemli kararlar alınsa söz konusu bilgiler farklı uygulamalara dağıldığında çalışanlar ilgili ayrıntılara yeniden ulaşmakta zorlanabiliyor. Özellikle üçüncü taraf yazılımların kullanıldığı iş akışlarında toplantı notlarıyla müşteri kayıtları veya proje belgeleri arasında bağlantı kurmak ek çaba gerektiriyor.
Unified Context Layer, Zoom üzerindeki konuşmaları platformda gerçekleşen güncel faaliyetlerle bağlantı kurulan harici uygulamalardaki verilerle ilişkilendirecek. Böylece kurumsal yapay zekâ araçları yalnızca tek toplantının içeriğine dayanmak yerine, şirketin operasyonel süreçleri hakkında daha geniş bilgi bütününden yararlanabilecek.
Zoom CEO’su Eric Yuan, yapay zekâ modellerinin gücünün işletmeleri ne ölçüde anladıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Yuan’a göre birbirinden kopuk ürün deneyimleri konuşmaları izole ediyor, karar süreçlerini yavaşlatıyor, işletmelerin verimliliğini düşürüyor. Şirket, yeni katmanla konuşmaları tamamlanmış işlere dönüştüren sistemin temelini oluşturmayı amaçlıyor.
Kurumsal yapay zekâ uygulamalarında bağlam eksikliği, şirketlerin karşılaştığı temel sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Alteryx tarafından gerçekleştirilen araştırmada işletmelerin yüzde 77’si iş bağlamını yapay zekâ açısından kritik olarak değerlendirmiş, yüzde 53’ü ise söz konusu bilgileri yapay zekâ sistemlerine iş akışlarına dahil etmekte zorlandığını bildirmişti.
Unified Context Layer kapsamında sunulan özelliklerden biri olan “Follow the Meeting”, toplantının tamamına katılamayan veya görüşmenin belirli bölümlerini kaçıran çalışanlara kişiselleştirilmiş dökümler özetler sağlayacak. Çalışanlar, böylece toplantının tamamını yeniden izlemek yerine kendi ihtiyaçlarıyla ilgili bilgilere daha kolay ulaşabilecek.
“Enriched Notes” adı verilen zenginleştirilmiş notlar özelliği ise toplantı sırasında ılan ekranları, grafikleri, sunum dosyalarını sohbet mesajlarını dökümdeki ilgili bölümlerle ilişkilendirecek. Söz konusu bağlantılar, toplantı sırasında hangi bilginin hangi bağlamda ıldığını anlamayı kolaylaştıracak.
Özellik, özellikle kararların farklı belgelerle desteklendiği veya teknik ayrıntıların ekran ımı üzerinden aktarıldığı görüşmelerde değer kazanacak. Çalışanlar yalnızca konuşma metnine bağlı kalmadan, ilgili görsel materyalleri toplantının belirli bölümleriyle birlikte inceleyebilecek.
Zoom’un yeni not iş akışları toplantı özetlerini Salesforce gibi üçüncü taraf uygulamalara taşıyacak. Şirket, satış, pazarlama bilgi teknolojileri ekiplerine yönelik hazır iş akışları sunarken kullanıcıların doğal dille tarif ettikleri ihtiyaçlara göre özel otomasyonlar oluşturmasına olanak tanıyacak.
Yaklaşımın temel hedeflerinden biri, otomasyon hazırlamak için ayrı iş akışı oluşturucusuna duyulan ihtiyacı azaltmak. Kullanıcılar hangi işlemin otomatikleştirilmesini istediklerini tarif ederek kendi süreçlerini şekillendirebilecek. Böylece toplantılarda ortaya çıkan müşteri talepleri, ekip görevleri veya operasyonel kararlar farklı araçlara aktarılırken daha tutarlı işleyiş sağlanabilecek.
Zoom’un duyuruları yalnızca kurumsal bilgi yönetimiyle sınırlı kalmadı. Şirket, yapay zekâ kullanılarak üretilen sahte görüntü ses içeriklerine karşı yeni deepfake risk tespit özelliklerini tanıttı. Sistem, toplantılar sırasında, işe alım süreçlerinde müşteri deneyimi uygulamalarında potansiyel olarak sentetik medya içeren içerikleri otomatik olarak işaretlemeyi amaçlıyor.
Deepfake teknolojilerinin kurumsal ortamlarda daha fazla kullanılması, kimlik doğrulama dolandırıcılıkla mücadele süreçlerini zorlaştırıyor. Saldırganlar, yöneticilerin veya çalışanların seslerini taklit ederek para transferi talep edebiliyor ya görüntülü görüşmelerde gerçek kişiymiş gibi davranabiliyor. İşe alım süreçleri benzer saldırılar açısından risk taşıyor.
ITPro’nun eylül ayında aktardığı araştırmaya göre, bilgi güvenliği yöneticilerinin yaklaşık yarısı son yıl içinde yapay zekâ destekli deepfake sesli aramalarla karşılaştığını bildirdi. Katılımcıların yüzde 36’sı ise benzer saldırının görüntülü görüşme üzerinden gerçekleştiğini belirtti.
Sahte kimliklerle işe girme girişimleri kurumlar açısından ayrı güvenlik sorunu oluşturuyor. Araştırmalar, Kuzey Kore bağlantılı sahte BT çalışanlarının bazı şirketlerde istihdam elde etmek için yöntemlerden yararlandığını ortaya koyuyor. Çok sayıda kuruluşun son 18 ay içinde farkında olmadan siber suçluları işe aldığı bildiriliyor.
Zoom’un yeni tespit araçları, tür tehditlerin erken aşamada belirlenmesine yardımcı olmayı hedefliyor. Bununla birlikte, sentetik medya tespiti tek başına kesin kimlik doğrulama yöntemi olarak değerlendirilmemeli; kurumların işe alım kontrolleri, çok faktörlü kimlik doğrulama hassas işlemler için bağımsız onay mekanizmaları gibi güvenlik önlemlerini sürdürmesi gerekiyor.
Zoom’un duyuruları, şirketlerin yapay zekâdan daha fazla verim alabilmesi için yalnızca güçlü modellere değil, doğru kurumsal bilgiye güvenilir çalışma süreçlerine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Toplantı kayıtlarının müşteri ilişkileri yönetimi sistemleriyle, sunumlarla operasyonel verilerle ilişkilendirilmesi, kararların uygulamaya aktarılmasını kolaylaştırabilir.
Öte yandan, farklı uygulamalardan bilgi toplayan sistemlerin erişim izinleri, veri gizliliği kayıtların doğruluğu gibi konuları gözetmesi gerekiyor. Özellikle çalışan görüşmeleriyle müşteri verilerinin aynı iş akışında kullanıldığı ortamlarda, kullanıcıların hangi bilgilere erişebildiğinin açık biçimde belirlenmesi önem taşıyor.
Zoom’un Unified Context Layer yaklaşımı, kurumsal iletişim araçlarını yalnızca toplantı düzenlemek veya görüşmeleri kaydetmek için kullanılan platformlar olmaktan çıkarıp iş süreçleriyle daha sıkı bağlantılı hale getirmeyi amaçlıyor. Yeni özelliklerin işletmelere sağlayacağı gerçek katkı ise kurumların mevcut uygulamalarıyla kurulan bağlantıların kapsamına, veri kalitesine otomasyonların günlük operasyonlara ne ölçüde uyum sağladığına bağlı olacak.